VÜCUMUZDA MEYDANA GELEN AĞRININ İŞARETİ

#

Çar, 23 Oca 2008 10:38:30


Kompleks makineler, çalışması sırasında arıza ve tehlikeleri haber veren .çeşitli ikaz sistemleriyle donatılmıştır. Bu sistemler, bazen bir ses sinyali, bazen de yanıp sönen bir ışıkla uyarı görevini yapar. Bu sayede o makineyi kullanan kimse, bir arıza olduğunu veya tehlikeli bir durumla karşı karşıya kaldığını anlar. Makineyi durdurur ve arızayı gidermenin yollarını arar. Kompleks sistemlerdeki tehlike ve arızaların önceden haber alınması daha da önemlidir. Çünkü basit bir makinenin bir parçasında meydana gelen bir bozukluğu tamir etmek kolaydır. Ancak çok kompleks makinelerdeki küçük bir arıza bile tamiri imkânsız tahribatlara yol açabilir. Amerikalıların bin bir emek ve masrafla yaptıkları ve gururlanarak ?meydan okuyan? manasına gelen ?Challenger? adını verdikleri uzay mekiği, ufak bir parçasında imalat sırasında yapılan hatadan dolayı fırlatıldıktan kısa bir süre sonra havada infilak etmiş ve adeta ?gururlanma insanoğlu? dedirtmişti.

İnsan vücudu için, ?canlı organizmaların en muhteşemidir? denebilir. En mükemmel bir sistem olan insan vücudunda meydana gelen rahatsızlıkların hepsi olmasa bile çoğu ağrıya sebep olur. İnsan bu sayede vücudunda bir arıza baş gösterdiğini anlar ve tedavi çarelerini arar. Değişik hastalıkların teşhisi büyük ölçüde ağrının çeşitli özellikleri hakkında doktorun bilgisine dayanır. Hiç kimse ağrıyı sevmez ve herkes bir an önce ağrıdan kurtulmanın çaresini arar. Böylece ağrı vücut için koruyucu bir mekanizma haline gelir. Herhangi bir doku zarar gördüğü zaman ağrıya sebep olur. Aslında uzun süre sert bir sandalyede oturmak gibi basit bir olayda bile, vücudun ağırlığı altındaki deride kan dolaşımının bozulmasıyla, doku harabiyeti oluşabilir. Dokunun kansız kalması sebebiyle, kişi farkına varmadan ağırlığını başka yana kaydırır. Ancak omurilik zedelenmesi gibi bir sebeple ağrı duyusunu kaybeden kişi, ağrıyı hissedemediği için ağırlık noktasını kaydıramaz. Bu durumdaki bir hastayı zaman zaman hareket ettirmek gibi özel tedbirler alınmazsa, sonuçta basınç altında kalan bölgelerde derin yaralar oluşur. Bir kısım insanlarda, doku harabiyeti olmadan da psikolojik kaynaklı ağrılar meydana gelebilir.

AĞRI TİPLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Ağrı başlıca iki tipe ayrılmıştır: 1) Ani başlayan (akut ağrı), 2) Yavaş, künt ağrı.

Akut ağrı için; keskin ağrı, batıcı ağrı ve hızlı ağrı tabirleri de kullanılır. Bu tip ağrı, deriye bir iğne battığı veya deri bir bıçakla kesildiği zaman duyulan türde bir ağrıdır. Vücudun derin dokularının çoğunda keskin ağrı duyulmaz. Yavaş kunt ağrı ise; yanıcı ağrı ve sızı gibi isimler de alır. Yavaş ağrı çok acı veren bir seviyeye çıkarak, dayanılmaz hale gelebilir. Bu tip ağrı hem deride, hem de birçok iç organ ve dokuda ortaya çıkabilir. Sancı ise mide, bağırsak ve idrar yolları gibi içinde boşluk bulunan organların duvarlarının gerilmesiyle ortaya çıkar. Genellikle hafiften başlayarak yavaş yavaş şiddetlenir. İshalde duyulan karın ağrısı, böbrek taşı ağrısı ve doğum sancısı sık rastlanan örnekleridir.

AĞRI EŞİĞİ

AĞRI MEYDANA GETİREN UYARANIN ŞİDDETİNE AĞRI EŞİĞİ DENİR. YAPILAN DENEYLER, İNSANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN 45 DERECE SICAKLIK UYGULANDIĞINDA AĞRI DUYMAYA BAŞLADIĞINI, 47 DERECEDE İSE HERKESİN AĞRI DUYDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR. ESKİMO, KIZILDERİLİ VE BEYAZLAR ARASINDA YAPILAN GENİŞ ARAŞTIRMALARDA, AĞRI EŞİKLERİNİN IRKA BAĞLI OLARAK DEĞİŞMEDİĞİ BULUNMUŞTUR. ANCAK KÜLTÜREL, PSİKOLOJİK, İNANÇ VE MORAL DEĞER FARKLILIKLARI SEBEBİYLE KİŞİLERİN AĞRI KARŞISINDAKİ REAKSİYONLARI DEĞİŞİK OLMAKTADIR.

AĞRI ALICILARI (RESEPTÖRLER)

Deride ve diğer dokulardaki ağrı alıcılarının çoğu serbest sinir uçlandır. Sinir uçları derinin üst tabakalan, periost (kemik zan), atardamar duvarı, eklem yüzleri ve kafa içindeki derin dokularda yaygın olarak bulunurlar.

Bazı ağrı alıcıları, genellikle dokunun aşırı mekanik baskı veya harabiyeti ile uyarılır. Diğerleri ise aşırı sıcak veya soğuğa hassastır. Bunun dışında bazıları da çeşitli kimyasal maddelere duvarlıdır. Alıcıların çoğu birkaç tip uyarana cevap verebilir.

Vücudun duyu alıcılarının çoğunun aksine, ağrı alıcıları hemen hemen hiç adaptasyon göstermezler. Mesela kötü kokan bir odaya girildiğinde, burnumuzdaki koku reseptörleri bir müddet sonra o kokuya alışır ve hissetmez olur. Hâlbuki ağrı hiçbir zaman unutulmaz. Gerçekten de bazı şartlarda, ağrı uyaranı devam ettiği sürece, ağrı alıcıları giderek daha fazla aktive olurlar. Böylece ağrı daha şiddetle duyulmaya başlar. Bu duruma hiperaljezi denir.

Ağrı alıcılarının uyum göstermeyişleri çok önemlidir. Bu sayede kişi, ağrıyı meydana getiren zararlı hâdiseden devamlı haberdar olmaktadır. Kişinin ağrıyı duymaya başladığı ortalama sıcaklık olan 45 derece aynı zamanda dokunun sıcaktan zarar görmeye başladığı sıcaklık derecesidir. Gerçekten de, sıcaklık devamlı bu derecede kalırsa dokular sonunda tamamen harap olur. Görülüyor ki, sıcaktan kaynaklanan ağrı, sıcağın dokulara zarar veren seviyesi ile yakın ilişkilidir. Ağrı şiddetinin doku hasarının hızı ile olan ilişkisi sıcaktan başka, bakteri enfeksiyonu, dokunun kansız kalması ve yaralanması gibi öteki sebeplerle de alâkalıdır. Doku harabiyeti sırasında açığa çıkan bradikinin, histamin gibi birtakım maddeler de ağrıya sebep olurlar.

AĞRI SİNYALLERİNİN MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNE İLETİLMESİNDE İKİLİ YOL Bütün ağrılar serbest sinir uçlarıyla alınmakla birlikte, bu uçlardan doğan ağrı sinyalleri, merkezî sinir sistemine iki ayrı yoldan ulaşır. Akut veya keskin ağrı sinyalleri çevre sinirlerden omuriliğe, saniyede 6- 30 metre hızla A tipi liflerle ulaşır. Kunt devamlı tip ağrı ise hızı saniyede 0.5- 2 metre olan C lifleriyle iletilir. Ağrı sinirlerindeki bu ikili sistem sebebiyle ani bir olayda çift ağrı duyusu hissedilir: Hızlı, keskin bir ağrı ve bunu izleyen saniye içinde veya daha sonra yavaş, kalıcı tipte bir ağrı. Keskin ağrı derhal zarar verici etkiden haberdar ederek, bundan kurtulmak için şahsın hemen hareket etmesini sağlar. Öte yandan ağır, yakıcı, kunt ağrı duyusu zaman içinde artarak kişiye uzun süreli ağrıların dayanılmaz acısını verir. Bu ikili iletme sistemi omurilikte ve beyinin talamusunda bulunan farklı merkezlere kadar uzanır. Buradan beyin kabuğuna (korteks) giden sinyallerle kişi ağrının yerini anlar. Bu arada yavaş, yakıcı sızı biçimindeki ağrı lifleri insanın uyanık kalmasını sağlayan ve beyin sapında bulunan ?retiküler aktive edici sistemi? uyarır. Böylece bütün sinir sistemi uyarılmış olur. Yani kişiyi uykudan uyandırır, alarmı hisseden şahsı ağrılı uyarandan kurtulmaya yönelik savunma ve kaçma reaksiyonlarına götürür.

Vücut içinden şiddetli ve devamlı ağrıyı azaltıcı endorfin, ensefalin gibi bazı maddelerin etkisiyle, uzamış aşın ağrı azaltılmaya çalışılır. Ağrı duyusundan kurtulmak için dışarıdan vücuda alınacak birçok ağrı kesici ilaç vardır. Ancak bu ilaçları rastgele kullanmak zararlı olabilir. Herhangi bir yerinden ağrı duyan bir insanın yapması gereken şey, ağrının sebebini araştırmak ve o sebebi ortadan kaldırmaktır. Ağrı kesicilerin bilinçsizce kullanımı, ciddi bir hastalığın erken teşhisini önleyebilir. Yapılacak en doğru hareket, ağrı kesicileri hekim tavsiyesiyle kullanmaktır.

Ağrı duyusu, arzu edilen bir şey olmasa da aslında bir Rahmet eseri olup sağlığın korunması için varlığı zaruri bir histir. Çünkü ağrı sayesinde vücudumuzdaki arızaları haber alıyor ve tedavi çarelerini arıyoruz.

2722 defa izlendi

Bu posta henüz yorum yazılmadı.





Toplum Sağlığı Görevlisi

Toplum Sağlığı Görevlisi

Profilim

Blogum

Arşiv

Web Sitelerim

evdehastabakimi uzerine
azdavay uzerine

Foto Galerilerim

DOĞA HARİKALARI

Uzerine.com  ©2005 Uzerine.com
Ana Sayfa | Bize Ulaşın | Gizlilik Sözleşmesi | Kullanım Şartları | Üye Girişi